Geri
TÜRK EDEBİYATINDA HÛ ŞİİRLERİ
- Cemâl Kurnaz-Mustafa Tatcı
Ortaya bir edebî eser koyan şair veya
yazarın malzemesi dil ile birlikte içinde yaşadığı
kültürdür. Bu sebeple edebiyat veya edebî eserin
önemli bir özelliği, temsil ettiği milletin değerlerinin,
kültür unsurlarının aynası olmayı gerekli kılar.
Edebî eser, bu yönüyle üretildiği toplumun kültürünü
gösteren bir belgedir.
Kültür
unsurları, edebî eserlere, ya da daha geniş bir
ifadeyle sanat eserlerine değişik oranlarda yansır.
Edebî eserlerimize baktığımız zaman meselâ, su,
ayna, şem', pervane, gül, bülbül gibi motiflerin
çok fazla miktarda kullanıldığı, bunlar etrafında
asırlar boyu işlene işlene çeşitli mazmunların meydana
geldiği görülür. Özellikle dinî-tasavvufî ağırlıklı
edebî eserlerimizde çok fazla kullanılan motiflerden
biri "Hû"dur.
Sanat
eserlerine malzeme olan bu tür motiflerin incelenmesi,
örneklerle ortaya konulması kültürümüzün zenginliğini
göstermesi, dil ile kültür arasındaki ilişkiyi açıklaması
bakımından son derece önemlidir.
Bugüne
kadar etraflı bir şekilde araştırılmamış olan "Hû"
motifi, Cemâl Kurnaz ve Mustafa Tatcı tarafından
yapılan bir incelemeyle Türk Edebiyatında Hû Şiirleri
adıyla kitaplaştırılmıştı. Şimdi ise kitabın ilâveli
ikinci baskısı gerçekleştirildi.
Kitap
iki bölümden oluşuyor. "Türk Kültür ve Edebiyatında
Hû" ana başlığını taşıyan ilk bölümde, Hû'nun
ne anlama geldiği çeşitli mutasavvıfların görüşleriyle
birlikte izah ediliyor; tasavvuf düşüncesindeki
yeri ve önemi üzerinde duruluyor. Hû motifinin kıyafet,
zikir ve devran gibi tekke kültüründe; hat sanatı,
mezar taşları gibi plâstik sanatlarda; deyim ve
atasözleri ile edebî eserlerde nasıl kullanıldığı
örneklendiriliyor. Mutasavvıfların Hû ile ilgili
görüşleri aktarılıyor. Kitapta, Hû'nun yalnızca
edebî eserlere özgü bir motif olmadığı ifade edilerek
şöyle deniliyor:
"Türk-İslâm
kültürü, tevhid fikrini esas alan bir zeminde gelişmiştir.
Bu fikrî temel, edebiyat ve musikîden hat ve mimâriye
kadar hemen her sanat alanında kendini gösterir.
Edebî
eserlerimizin pek çoğu, İlâhî birliği anlamak için
yazılmış âşıkâne eserlerdir. En seçkin bestelerimizde,
biricik sevgiliye kavuşamamanın ızdırabını terennüm
eden nağmeler vardır. Yûnus'un ilâhîleriyle gıdalanan
âşık gönlü, merâmını bir sokak çeşmesine verdiği
şekille de anlatır. Özenle yapılmış çift oluklu
bir mahalle çeşmesi, iki gözü iki çeşme bir âşıka
benzer. Selsebilde su Hû'ya, Hû suya dönüşür. O'ndan
gelip O'na gidenlerin sesleri Hû olur taşa toprağa
siner. Mütevazî mescitlerden devâsâ câmi mimarisine
ulaşan Müslüman Türk dehâsı, her yaptığı câminin
şeklinde, ilâhî isimleri kendisinde toplayan bir
kâmil insan modeli resmeder."
Kitabın
"Hû Şiirleri" başlığını taşıyan ikinci
bölümü, Hû motifini esas alan, bu kelimenin redif
olarak kullanıldığı şiirlerden oluşan bir antoloji.
Bu bölümde Ahmed Yesevî'den başlayarak Bekir Sıtkı
Erdoğan'a kadar uzanan şairlerin "Hû"
redifli şiirleri, kronolojik sıra içerisinde verilmiş.
Böylece Hû motifinin tarih içerisindeki gelişimi
gösterilmiş.
Kitapta
"Hû"nun "Bu da geçer yâ Hû",
"Edeb yâ Hû", "Hoş gör yâ Hû"
gibi çeşitli kompozisyonlarından oluşan hat sanatındaki
örneklerine de yer veriliyor. Seçilen şiir örnekleri
edebî zevke hitap ettiği gibi, hat örnekleri de
göze hitap ediyor.
Antolojide
yer alan örneklerde geçen bazı kavramların okuyucu
tarafından daha iyi anlaşılması için, kitabın sonuna
bir sözlük eklendiği gibi, ayrıca bir de kavramlar
dizini ilâve edilmiş.
Sonuç
olarak bu çalışmada harflerle ilgili motiflerden
yalnızca biri olan "Hû"nun çeşitli sanatlardaki
yeri ve kullanımı örneklerle anlatılmıştır. Ortaya
konulan bu kapsamlı antoloji, "Hû" motifinin
edebiyatımızda ne kadar yaygın olduğunu, yüzyıllar
boyunca edebî eserlerde çeşitli benzetmelerle birlikte
sürekli kullanıldığını örneklerle göstermiştir.
Bu tür motif tespit ve incelemeleri yapıldıkça,
edebî eserlerdeki motiflerin arka plânına ulaşılacak
ve edebî eserlerimiz daha iyi anlaşılabilecektir.
Eser bu yönüyle benzeri çalışmalar için bir kaynak
özelliği taşımaktadır.
Yazımızı,
kitaptan seçtiğimiz aşağıdaki örnekle bitirelim:
________________________________________
Hakk'a
âşık olan cânlar
Hû
demesin yâ ne desin
Görüp
cemâlini anlar
Hû
demesin yâ ne desin
Sıdk
ile meydâna gelen
Nefs
ile Rabbini bilen
Aşk
ile mestâne olan
Hû
demesin yâ ne desin
Mahrem
olan ol yâr ile
Hemdem
olan dildâr ile
Dîdâra
karşı zâr ile
Hû
demesin yâ ne desin
Bülbül
olup nâlân eden
Dosta
karşı cevlân eden
Hak
zâtını seyrân eden
Hû
demesin yâ ne desin
Nüzûlî
der yana yana
Mey
nûş eden kana kana
Hak
aşkıyla döne döne
Hû
demesin yâ ne desin
Halil
ÇELTİK*
________________________________________
*
Arş. Gör., Gazi Ü. Gazi Eğt. Fakültesi
Ana
Menü
|