Geri
ABDULKERIM CİYLÎ HAZRETLERİNİN MÜHİM TAVSİYELERİ
Din
Allah için nasihattir. Kendim bunlara inanarak yapmağa
çalışıyorum. Eğer necata ermek, kalbini ve bedenini
rahat ettirmek istiyorsan sana da aynı şeyi tavsiye
ediyorum.
Birinci
Tavsiye:
Kardeşim,
Allah seni rahmeti içine alsın. Birçok uzak memleketlere
seferler yaptım. Çeşit çeşit insanlarla muaşerette
bulundum. Kendilerinin kâmil sûfîlerden olduğu iddiasında
bulunup, onlara mensub olduklarını söyleyip, sureta
onlardan göründüğü halde Allah'a îmân etmeyen, âhiret
gününe inanmayan, kendini dînî mükellefiyetlerle
yükümlü .saymayan kimselerden daha kötü, daha çirkin
kimseler görmedim. Bunların, Cenab-ı Hakk'a, Rasûlullah'a
ve âhiret gününe imanları, dînî mükellefiyetlerle
peygamberlerin hallerine sebatla bağlılıkları yoktur.
Bunların içinde bazı keşiflere nail olanların ise
ne kadar zararlı olacaklarını düşün!
Azerbeycan, Şirvan, Ciylan ve Horasan beldelerinde
bunların azgınlıklarının pek çoğunu gördük. Allah
bunların hepsine lanet etsin. Allah'dan kork ey
kardeşim Allah'dan kork da bunlardan birinin bile
bulunduğu beldelerde oturma. Allah'ın, "Bir
fitneden sakının ki geldiği vakit sizden sadece
zulmedenlere dokunmakla kalmaz. Bilin ki Allah cezası
çok şiddetli olandır!" (Enfal/25) buyurduğunu
bilmiyor musun?
Onlarla
görüşmemek, onlarla komşu olmamak senin için kolay
değilse, onlarla düşüp-kalktığın, onların içinde
bulunduğun takdirde başına neler geleceğini biliyor
musun? Eğer nasihata kulak vermezsen sana diyecek
sözüm yoktur.
Doğru yola kavuşturan ancak Allah'dır.
İkinci
Tavsiye:
Kardeşim,
müslümanların fakihleri ile şeriat ve tarikat konusunda
mücadele etme. Onlar da hak ehlidirler. Zahir sınırında
kalmışlardır. Çünkü onların istidadı sadece zahirle
meşgul olacak kadardır. Şayed mecbur kalır da münâkaşa
edersen, "onlarla en güzel şekilde mücâdele
et! Şüphesiz ki rabbin, yolundan sapanları da en
iyi bilen, doğru yolda olanları da en iyi bilendir!"
(Nahl/125) âyetine göre mücâdele et.
Üçüncü
Tavsiye:
Hadis
ehlinin itikadına uymaya çalış. Onlardan olmaya
gayret göster. Peygamberlerin vârisleri ancak onlardır.
Kelâmcıların taklidcisi olmaktan sakın. Onlar şeytanın
elinde oyuncaktırlar. Ehl-i kıbleyi tekfir etme.
Haklarında iyi konuş.
Dördüncü
Tavsiye:
Te'vilden
sakın. Çünük te'vil ilhad ve zındıka çıkmazıdır.
Şayed ehl-i işaretin usûlü üzere bir te'vil yaparsan,
lafzın zahirî mânâsını değiştirme. Lafzın zahiri
manasını nefyeden küfre düşmüş olur. Müteşâbihat
konusunda İmam Mâlik'in tutumunu örnek al. Ona müteşabihattan
olan "istiva" (Taha/5)
konusu sorulduğunda: "İstiva malum, keyfiyeti,
yani nasıl olduğu meçhul, ona iman vâcib, onu sormak
bid'attır ve fitne doğurur. Sakın, sırf fitne çıkarmak
ve te'vile sapmak için Kur'an'ın müteşabihatıyla
meşgul olanlardan olma! Çünkü "onların
te'vilini ancak Allah bilir." (Al-i
İmran/7) diye inananlarla beraber ol. Bu tavsiyeye
karşı gelme. Yoksa kalblerinde dalâlet nüvesi bulunanlardan
olursun. Eğer müteşâbihatla uğraşmakta ısrar edersen
her an başına belâ gelebilir. Ayağın kayıp hüsrana
uğrayabilirsin. Allah'a daima "Ey Rabbımız!
Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalblerimizi
saptırma! Bize tarafından bir rahmet ver. Çünkü
sen karşılık beklemeden verensin!"
(Al-i İmran/8) diye dua et.
Beşinci
Tavsiye:
Âdabına
göre bir müddet uzlet et. Zamanın durumunu ve ihvanını
iyi tanı. Onlara lâyık oldukları şekilde muamele
et. Halk ile çok düşüp kalkma. Yalnızlığı ganimet
bil. Allah'dan gelecek füyuzata kendini arzeylemek,
her an onu gözetlemek suretiyle bütün uzuvlarını
lüzumsuz işlerden muhafaza et. Çünkü Allah'ın sana
her gün nazarı vardır. O teveccühü gözet, ehl-i
dünya arasına karışma. Onlardan yüz çevir. Onlara
kırıcı olmayan, güzel, idare yollu sözler söyleyerek
kendini onlardan uzak tut. Muhasebeye çekilmeden
evvel kendini kendin sorguya çek. Büyük ceza gününden
önce onu layık olduğu kadar cezalandır. Lezzetleri
gideren ölüm gelmeden önce kendi ihtiyarınla öl
ki ölüm geldiği zaman dirilesin.
Altıncı
Tavsiye:
Allah'ın
haklarına riayet et. Allah da sana riayet eder.
Her an Allah'dan kork. Onu her an önünde bulursun.
Sıkıntılı zamanlarında Allah'ı nasıl hatırlıyorsan,
rahatlık zamanında da Allah'ı unutma. Marifetullah'a
ermeğe çalış. Yani Allah'ı tanımağa çabala. Tek
muradın Allah olsun. Yardım isterken ancak Allah'dan
yardım iste. Dünyada başına ne gelecekse hepsi hakkında
kalem kurumuştur. Eğer bütün insanlar Allah'ın senin
için yazmadığı bir şeyle sana fayda vermek için
bir araya gelseler buna güç yetiremezler. Aynı şekilde
sana zarar vermek için bütün insanlar bir araya
gelseler, Allah o zararı senin için yazmamışsa yine
sana zarar veremezler. Eğer yakinen sadakate ermek,
her yaptığını sâdıklara mahsus kalbî yakınlıkla
yapmaya gücün yetiyorsa derhal yap. Eğer bunu yapamıyorsan
istemediğin sabırda senin için rahatlık vardır.
Bil ki Allah'ın yardımı sabırladır.
Ferahlık
sıkıntıdan sonra gelir. Her zorluktan sonra bir
kolaylık vardır.
Yapmak
isteyenlere bu kadar tavsiye yeter. Şüphesiz ki
Allah dilediğini hidayete erdiren, dilediğini dalâlete
düşüren ve dilediğini mutlaka yapandır.
-
Bu yazı
Muhammed b. Abdullah el-Hânî'nin
ADABisimli kitabından derlenmiştir. Yayınevi: Erkam
Ana
Menü
|