Geri
YESEVÎLİĞİN İLK DÖNEMİNE ÂİD BİR RİSÂLE: MİR'ÂTÜ'L-KULÛB
- NECDET TOSUN*
Hâce
Ahmed Yesevî (ö. 562/1166-7) ve Yeseviyye tarîkatı
hakkında neşredilen ilk derli toplu çalışma Fuad
Köprülü'nün Türk Edebiyâtında İlk Mutasavvıflar
adlı eseridir. İlk baskısı 1919'da yapılan bu eser,
kendisinden sonra Yesevîlik hakkında yapılan çalışmalara
kaynaklık etmiştir. Köprülü, bu eserinin Ahmed Yesevî
ve Yesevîlik ile ilgili bölümünde Hazînî'nin Cevâhiru'l-ebrâr
min emvâci'l-bihâr adlı eserini temel kaynak olarak
kullanmıştır. Ancak Cevâhiru'l-ebrâr'ın bulunduğu
Beyazıt Umûmî Kütüphânesi Hâlis Efendi bölümünün
İstanbul Üniversitesi Kütüphânesi'ne intikâlinden
sonra eserin kaybolduğu zannedilmiş ve bu konuda
araştırma yapanlar genellikle Köprülü'nün verdiği
bilgilerle yetinmek zorunda kalmışlardır. Bilâhare
Cevâhiru'l-ebrâr'ın yeri tesbit edilmiş ancak bu
tarihten sonra yapılan çalışmaların kaderi de pek
farklı olmamış ve Yesevîlik araştırmaları Köprülü
ile onun temel kaynağı olan Cevâhiru'l-ebrâr arasına
sıkışıp kalmıştır. Bu konuda başka kaynaklar olabileceği
düşüncesiyle yaptığımız kütüphâne araştırmasında,
bugüne kadar bilinmeyen ya da pek kullanılmayan
bazı kaynaklara rastladık. Yeseviyye araştırmalarına
yeni bir canlılık getireceği ümidiyle, makâlemizde
önce bu eserleri kısaca tanıtacak, ardından bir
ilk dönem Yesevî risâlesi olan Mir'âtü'l-kulûb'un
neşrini sunacağız .
1.
Hüsâmeddîn Hüseyin b. Ali Sığnâkî (ö. 711/1311)
.
en-Nihâye adlı fıkıh kitabıyla bilinen ve Halep'te
medfûn bulunan meşhur Hanefî fakîhi Hüsâmeddîn Sığnâkî,
Ahmed Yesevî'nin terceme-i hâlini ve menkıbelerini
bir risâlede toplamıştır. Muhtemelen h. VII. asrın
sonlarında kaleme alınan bu risâle, Yesevîlik ile
ilgili en eski eserlerden biridir. Lemehât ve Huccetü'z-zâkirîn
gibi eserlerde Sığnâkî'nin bu risâlesinden istifâde
edilmiştir . Risâle-i Hüsâmeddîn es-Sığnâkî'nin
bir nüshası Taşkent'te Özbekistan Fenler Akademisi
Şarkiyat Enstitüsü Kütüpnânesi'ndedir (nr. 11084,
vr. 1b-3a). Farsça
ve üç varak tutarında olan bu küçük risâlede, Ahmed
Yesevî'nin (ö. 562/1166-7) Şeyh Şihâbeddîn Sühreverdî'den
(ö. 632/1234) icâzet aldığı, Yesevî'nin sohbetiyle
12.000 pâdişahzâdenin velâyet makâmına ulaştığı
gibi mübâlağalı ve tenkîde açık ifâdeler bulunmaktadır.
Zîrâ Sühreverdî'nin h. 539 (1145)'te doğduğu düşünülürse
, o henüz 23 yaşında bir genç iken Ahmed Yesevî'nin
vefât ettiği ortaya çıkar. Yine de, kadîm bir risâle
olduğu için istifâde edilecek birçok yerinin olduğu
muhakkaktır.
2. Hazînî Ahmed b. Mahmûd (ö. 1002/ 1593-4'ten sonra).
Şimdiye
kadar kaynaklarda Hazînî'nin hayâtıyla ilgili herhangi
bir bilgiye rastlanamamış ise de, onun Cevâhiru'l-ebrâr'da
kendisi hakkında verdiği bilgiler azımsanmayacak
kadar mühimdir. Bu bilgiler, Cevâhiru'l-ebrâr'ı
tanıtan Nihat Azamat ve neşre hazırlayan Cihan Okuyucu
tarafından derlendiği için tekrârına gerek görmüyoruz.
Hazînî'nin Cevâhiru'l-ebrâr hâricinde birkaç eseri
daha vardır. Bunlardan şimdiye kadar pek istifâde
eden olmamıştır:
a)
Menba'u'l-ebhâr fî riyâzi'l-ebrâr: Türkçe olan bu
eserin bulabildiğimiz tek nüshası İstanbul'da Süleymaniye
Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 1425'te olup 1b-81b varakları
arasın-dadır. İstanbul'da h. 995'te yazılan bu nüshada
istinsâh kaydı olmadığı için müellif hattı olması
dâire-i ihtimâldedir. Eser:
Bismillâhirrahmânirrahîm Zât ve sıfât ile azîm ve
kadîm
Zâtı
irür müftetih-i kâinât Fâtih-i ebvâb-ı hümâyûn cihât...
şeklinde bir şiirle başlar. Manzûm ve mensûr karışık
bir eserdir. Müellifin, akrabâ ziyâreti için Buhârâ'ya
gideceğini duyan İstanbul'daki bazı âlim ve sâlih
zâtlar, ayrılık elemini teskîn için müelliften Yeseviyye
ve Nakşbendiyye tarîkatlarının usûl ve âdâbına dâir
bir eser kaleme almasını istemişler, bunun üzerine
bu eser yazılmıştır (vr. 7b). Eserde, hicrî 9. asırda
yaşamış bir Yesevî şeyhi olan Şeyh Mahmûd Halvetî
Zâverânî'nin sülûk risâlesinden zikr-i erre hakkında
bazı bilgiler aktarılır (18b-20a). Ayrıca Şeyh Seyyid
Ahmed el-Beşîrî'nin meşâyıhın menâkıbına dâir yazdığı
eserinden Ahmed Yesevî'nin zikr-i erre hakkındaki
bir sözü nakledilir (20a). Kemâleddîn Îkânî, Şeyh
Hudaydâd, Ubeydullah Ahrâr, Ahmed Yesevî, Abdülhâlik
Gucdüvânî gibi önde gelen Yesevî ve Hâcegân (Nakşî)
meşâyıhının bazı menkıbelerine yer veren müellif,
bir vesîleyle eserde Mâverâünnehr'den Hicâz'a, oradan
da İstanbul'a geldiğini anlatmaktadır (58a-b).
b) Huccetü'l-ebrâr: Saîd Nefîsî bu eserin adını
Mesnevî-yi Huccetü'l-ebrâr diye kaydeder . Farsça
manzûm bir eser olup bir nüshası Paris Millî Küphânesi'ndedir
(Bibliotheque Nationale, Pers. A. F. 263, vr. 103b-173b)
. İstanbul'da h. 996 senesinde Sultan III. Murâd
adına yazılmış olduğunu ve Yesevî meşâyıhından bahsettiğini
bildiğimiz bu eseri tedkîk etme imkânı bulamadık.
Aynı mecmûa içinde Hazînî'nin, Mevlânâ'nın Mesnevî'sinin
başından üç beytin şerhi mâhiyetindeki Teselliyü'l-kulûb
adında Farsça bir eseri ile (vr. 2b-84b), iki mersiyesi
(vr. 85a-101a) de bulunmaktadır.
3. Muhammed Âlim Sıddîkî Alevî (ö. 1043/1633-4).
Daha
ziyâde Âlim Şeyh diye bilinen bu zât, h. 972'de
Taşkent'te doğmuş, h. 1043 senesinde Semerkand yakınlarındaki
Alîâbâd'da vefât etmiştir. Babası Mü'min Şeyh, şeyhi
Pirîm Şeyh'tir. Âlim Şeyh, Alîâbâd'daki tekkesinde
uzun yıllar halkı irşâd etmiş olan bir Yesevî şeyhidir.
Vefâtından sonra yerine halîfelerinden Hâce Abdürreşîd
postnişîn olmuştur. Âlim Şeyh'in en meşhur eseri
Lemehât'tır. Başka eserlerinin de olduğu anlaşılmaktadır.
Halîfelerinden Hâce Fethullâh b. Abdülbâsıt Azîzegî
Lemehât'a bazı ilâveler yapmış ve bu Tekmile-i Lemehât'ta
Âlim Şeyh'in hayâtı ve menkıbelerini derlemiştir
. Müridlerinden biri olan Muhammed Şerîf el-Hüseynî
(ö. 1109/1697-8) Huccetü'z-zâkirîn adlı eserinde
bu tekmileden istifâdeyle Âlim Şeyh'in menâkıbına
yer vermiş, halîfelerinden de bahset-miştir . Ayrıca
Hâce Abdurrahîm b. Hâce Abdurrahman Hisârî'nin Tuhfetü'l-ensâb-ı
Alevî adlı eserinde de Âlim Şeyh anlatılmaktadır
.
Lemehât
min nefahâti'l-kuds: Müellif bu eseri, Ahmed Yesevî'nin
mânevî işâretiyle bir rüyâdan sonra yazmaya başlamış
ve Sultan Muhammed Bahâdır Hân'a ithâf etmiştir.
Farsça olan eser iki bölümden oluşur: Dibâceden
sonraki birinci bölüm, cehrî zikrin câiz olduğuna
dâir serdedilen âyet ve hadislerden oluşmaktadır
(s. 7-38). İkinci bölümde ise Ahmed Yesevî'den başlamak
üzere Yesevî silsilesindeki bazı meşâyıhın ahvâl
ve menâkıbı anlatılır (s. 38-464). Ahmed Yesevî'nin
anlatıldığı bölümde (s. 38-123) Sûfî Dânişmend'in
ve İmâm Hüsâmeddîn Hüseyin Sığnâkî'nin (ö. 711/1311-2)
Ahmed Yesevî'nin menâkıbına dâir yazdıkları eserlerden
istifâde edilmiştir (s. 38-40, 48). Muhtelif yazma
nüshaları bulunan Lemehât , ilk kez Taşkent'te neşredilmiş
(1327/1909), ikinci baskısı ise Muhammed Nezîr Rânchâ'nın
önsöz ve fihrist ilâveleriyle İslâmâbâd'da yapılmıştır
(1406/1986) . Âlim Şeyh'in ayrıca Risâle-i Menâkıb
isminde bir eserinin daha olduğu nakledilmektedir
.
__________
*Marmara Üniversitesi İlahiyat
Fakültesi Öğretim Görevlisi
Ana
Menü
|