Geri

İBRÂHİM DÜSÛKÎ'DEN ÖĞÜTLER
(ET-TABAKÂTÜ'L-KÜBRÂ'DAN)


- TERC. Dr. M. ERDOĞAN BAŞ

.
.:: 1 ::..

   ŞEYH ÂRİF-İ BİLLÂH İBRÂHİM DÜSÛKÎ (K.S.) HAZRETLERİ
   Kısa Hayatı
   Hicrî 633'te aşağı Mısır'da doğdu. Ömrünün çoğunu orada geçirdi ve bundan dolayı Düsûkî diye tanındı. Babası Ebü'l-Mecd Abdülaziz, Rifâî tarîkatında önemli bir mevki sahibi idi.    Şeceresi Zeynelâbidin, Hz. Hüseyin ve Hz. Fatıma ile Hz. Peygamber'e ulaştığı için, seyyittir.
   İbrâhim Düsûkî eğitimine Düsûk'ta başladı; Kur'an'ı ezbeledi; Şafiî fıkhında derinleşti, fakîh oldu. Sonra babasından Rifâiyye hırkasını giydi. Daha sonra Sühreverdî şeyhlerinden Necmeddin Isfahanî'ye intisap etti. Şâzeliyye tarîkatına da bağlıydı.
   Düsûkî hazretleri mutasavvıflar tarafından dört büyük kutuptan biri kabul edilir. Diğer üçü ise Abdülkadir Geylânî, Ahmed er-Rifâî ve Ahmed el-Bedevî'dir. İbrâhim Düsûkî yirmi yıl kadar halvethânesinde mücâhede ve tefekkürle meşgul oldu. Halvethâneden ancak babasının cenaze namazını kılmak için çıktı. Tekrar buraya dönmek istediyse de dostlarının recâsı üzerine vazgeçti.
   Hicrî 676 yılında kırk üç yaşında iken vefât etti, kendisinden sonra vazifeyi kardeşi Şeyh Mûsâ'ya devretti, o da Düsûkî'nin yolunu bir tarikat haline getirdi. Vefât ettiğinde halvethanesine defnedildi.1
   Düsûkî hazretleri şeriata çok bağlı idi. "Müridin her konuda şeyhine bağlı olması gerektiği gibi, şeyhin de müridine evlâdı gibi muamele etmesi gerekir" derdi. Helâl yemeye, hak-hukûku gözetmeye ve şeriatın hükümlerine bağlı kalmaya büyük önem verirdi. Şeriatla hakîkatı, zâhirle bâtını birleştirmenin gerekli olduğunu söylerdi. Hakikatı, tasvir ve ifâde olarak değil, zevk ve yaşama olarak kabul ederdi.
   Düsûkî hazretlerinin esrarengiz yönleri de vardı. Nitekim onun Süryânî, İbrânî, ve eski Mısır dillerini bildiği, hayvanların ve kuşların lisanından anladığı rivâyet edilir. İmam Şarânî (k.s.), et-Tabakâtü'l-kübrâ adlı eserinde onun hangi dille yazıldığı belli olmayan bir kaç mektubunu nakletmektedir .
   İmam Şarânî bu büyük zâtı şu sözleriyle metheder:
   "Himmete muhtaç olanların şeyhlerinden ve mukarrabînin önde gelenlerinden idi. Açık kerâmetleri vardı. Üstün basîret ve makama, yüce himmetlere, büyük rutbelere, melekûtî sırlara ve ulvî kelamlara sahipti.
   O marifet ilminde yüksek dereceye, hakîkat ilminde üstün makama, yüce âlemde büyük rutbeye, kaynak ilimlerde güçlü bir bilgiye, tasarrufta büyük yetkiye, âyetlerin hakîki manalarını çözmede keşfe, müşâhede âlemine ait sırları anlamada kat kat bilgiye sahipti.
   O, Yüce Allah'ın yarattığı müstesnâ bir insandı. Allah onu adetâ insanlara rahmet olarak yaratmış; gerek avâm, gerek havâs herkese sevdirmiş, kendisine tasarruf yetkisi ve velâyet sırrı vermiş, bütün gözleri ona çevirmiş, marifet ilmiyle kendisini konuşturmuştur. Allah kendisinden razı olsun. Onun, tarîkat ehlinin dilinden düşürmediği pek çok yüce kelâmları vardır".

   
Hakîki mürşid
   Mürşid müctehid değilse, onun müridi iflâh olmaz. Çünkü kendisi uyursa müridi de uyur, kendisi ibâdet ederse müridi de ibadet eder. İnsanlara ibâdeti emreder, kendi ibâdeti ise bâtıldır, onları bâtıldan sakındırır, kendisi bâtıl işlerin peşinden koşar. Böyle yapan bir kimseye gülerler, sözlerine kulak asmazlar.
   İnsanlar kendisine gelip "Bize nasîhat et, bir-iki misâl ile bizi irşat et" dediklerinde onlara şöyle derdi:
   Kendisi himmete muhtaç bîdede
   Nerde kaldı gayrıya himmet ede
   Müridin şeyhine karşı tutumu
   Mürid, şeyhinin huzurunda bulunursa onun emri ile konuşmalıdır. Onun izni olmadan aslâ konuşmamalıdır. Şayet şeyhinin huzurunda bulunmazsa, kalbiyle ondan izin istemelidir. Ancak bu şekilde vuslat makamına ve Allah'a ulaşılabilir. Şeyh, müridinin bu edeplere riâyet ettiğini görünce, onu terbiye eder, terbiye suyundan ona kana kana içirir, ilâhî ve manevî sırlarla kendisini gözetir.
   Mürşidine karşı güzel edebe riâyet etmek ne büyük saâdet!
   Bu edeplere riâyet etmemek ne kötü şekâvet!
   Allah gizli olarak ibâdet edeni, gizli-açık her şeye muttali kılar.
   Kim istikâmet yolunu tutarsa, her çeşit şüpheden ve ihtilafdan kurtulur.
   Kim Rabb'inin huzurunda kalbiyle gaybet âlemine dalarsa, gayâleminde bulunduğu bu müddet içerisinde mükellef tutulmaz. Şehâdet âlemine çıktığı zaman, kaçırdığı ibâdetlerini kazâ eder. Bu, mübtedîlerin yani daha işin başında olanların halidir. Mürşid-i kâmillere gelince, bu hüküm onlar için geçerli değildir. Onlar, ibâdetlerini edâ etmek için Allah tarafından serbest bırakılırlar.
   
    Müridlere tavsiye

   Her kim şeriatle amel eden, hakîkat ehli, temiz, nâmuslu ve şerefli bir müslüman olmazsa, sulbümden gelen oğlum bile olsa, evlâtlarımdan değildir. Müridlerimden her kim de şeriate, hakîkate, tarîkate, diyânete, kendini maddî-manevi günahlardan korumaya, zühde, veraya ve aza kanaate sımsıkı sarılırsa, en uzak memlekette bile olsa, evlâtlarımdandır.
   Bir defasında kendisine "Ne istersin?" diye soruldu,
   "Allah Teâlâ ne isterse ben de onu isterim" diye cevap verdi.
   Allah'a kulluk eden herkes, gereği gibi bu kulluğun tadını alamaz. Her hizmet eden de gereği gibi âdâbıyla hizmet edemez. Bundan dolayı çoğu mürid, gayret etmesine rağmen, bu yolda mesâfe alamadı.
   Ey evlatlarım! Size daima Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Zira siz, kurbanlık koç gibi bu dünyayı terketmek zorundasınız.
   Ey alev alev ateşin derilerini yakacağı insanlar!
   Ey kendileri için bıçağın bilendiği kimseler!
   Kendinizi ve ailenizi cehennem ateşinden koruyunuz.
   Bütün insanlara karşı şefkat ve merhamet
   Bir kimse bütün insanları sevmedikçe, onlara karşı şefkatli davranmadıkça ve onların ayıplarını örtmedikçe kâmil bir insan olamaz. Bunlara dikkat etmeyen ve kâmil olduğunu iddia eden kimse yalancıdır.
   Hiçbir kimseyi hareketlerinden, elbisesinden, yemesinden ve içmesinden dolayı kınamayın.    Çünkü, şeriatın açıkça nehyettiği yasakları çiğneyenin dışında, kimse kınanamaz, ayıplanamaz. Zira bu kınama yalnızlığa, yalnızlık da kulun, Rabb'inin lütfundan uzak kalmasına sebep olur.
   İnsanlar kısımlara ayrılırlar:
   1) Yola yeni girmiş olanlar (mübtedî),
   2) Seçkin (hâss) kullar,
   3) Seçilmişlerin seçilmişi olan (havâssulhâs) kullar
   4) Allah'a vâsıl olanlar.
   Yüce Allah bazı insanlara, bazıları sebebi ile rahmet eder.
   Bu yolda kuvvetli ile zayıf yarışamaz.
   Allah'ın veli kulları bazen yağmur gibidir, bu onların merhametli olduklarını gösterir; bazen de kılıç gibidir, bu da onların gazap taraflarının olabileceğine işaret eder. Bundan dolayı bir Allah dostu yüzünüze güldüğü zaman ona karşı saygıyı terkedip şımarmayın, ciddiyet ve edebinizi muhafaza edin.

    Şeriat-Hakîkat
   Şeriat kök, hakîkat ise onun dalıdır. Şeriat meşru olan bütün ilimleri içerisinde toplar. Hakîkat ise gizli ilimleri câmidir. Bütün makamlar şeriat ve hakikatte gizlidir.
   Mürid farz, vâcip ve sünneti edâ edecek kadar ilim öğrenmelidir. Bütün işi fesâhat ve belâgatla uğraşmak olmamalıdır. Zira bunlar asıl maksada ulaşmaya mani olabilirler. Buna mukabil mürid, sâlihlerin yollarını araştırmalı, onlara uymalı ve zikre devam etmelidir.
Erkeklerden tam erkekler bulunduğu gibi, yarım ve dörtte bir olan erkekler de vardır. Yine onlar arasında kemâle ermiş ve Allah'a ulaşmış olanlar da vardır.

    Havâssın tevbesi
   Havâssın yani Allah'ın en seçkin kullarının tevbesi, mâsivâyı gönülden çıkarmaktır. Havâss olanlar, tevbe ederek terk ettikleri bir davranış ve söze dönüp bakmazlar. Çünkü onlar, tevbe etmekle içlerine benlik duygusu girmesinden korkarlar. Yine onlar "ben, ben" demekten son derece sakınırlar.
   Hülâsa onlar bütün hareketlerini kontrol altında bulundururlar.
   Ey müridim! Himmetini cem et, dikkatini topla. Tarîkatı ancak bu yolla tanıyabilirsin. Hangi makamda bulunursan bulun, önüne bir perde gerilebilir, ancak sen bütün bu perdeleri yırtmalısın. Zira Allah'tan başka her şey boştur.
   Sen bir kimseden yüz çevirirsen o da senden yüz çevirir. Eğer Allah'tan yüz çevirirsen, Allah da senden yüz çevirir.
   Ey oğulcuğum! Beni boş şeylerle meşgul etme. Kalıbından kalbine geç. Ona göre hareket et.


    ____________
   1.Hayatı, TDV İslâm Ansiklopedisi Desûkî maddesinden alınmıştır, c.9, s.212-213.

 

Ana Menü | Sonraki Sayfa >>>

 

 
Ziyaretçi Sayısı : 703272